WordPress İç SEO Kapsamı
WordPress iç SEO, sitenin arama motorları tarafından doğru anlaşılması, doğru sayfaların indekslenmesi ve kullanıcıya hızlı, okunabilir ve düzenli bir deneyim sunmasıdır. Bu iş “bir SEO eklentisi kurdum bitti” değildir; eklenti en fazla direksiyon olur, motoru ve şanzımanı sen kurmazsan araç yürümez. DatWeb olarak iç SEO’yu bir “site mimarisi” işi gibi ele alırız. Çünkü arama motoru gözünde site, birbirinden kopuk sayfalar yığını değil; mantıklı bir hiyerarşisi olan, kategorileri yerli yerinde duran, içerik ilişkileri tutarlı bir sistem olmalıdır.
İç SEO kapsamının ilk ayağı, sitenin temel ayarlarıdır. WordPress’te “Arama motorlarının bu siteyi dizine eklemesini engelle” seçeneğinin yanlışlıkla açık kalması, tüm emekleri çöpe atar. Permalink yapısı doğru kurgulanmazsa URL’ler karmaşık, uzun ve anlamsız olur. www/non-www, http/https tutarsızlığı ya da yönlendirme hataları, tarama bütçesini boşa harcar. Bu yüzden iç SEO’da önce “tarama ve indeksleme” mantığı düzene sokulur.
İkinci ayak, içerik ve sayfa kurgusudur. Hizmet sayfaları, kategori sayfaları, blog içerikleri ve kurumsal sayfalar (hakkımızda, iletişim vb.) birbirine doğru bağlanmalı; kullanıcı ne aradığını kolay bulmalı. WordPress’te çok yapılan hata şudur: Kategoriler gelişigüzel açılır, etiketler “aklıma geldiği gibi” girilir, aynı konu farklı URL’lerde tekrar tekrar üretilir. Sonra da site şişer, Google hangisini esas alacağını anlayamaz, içerikler birbiriyle yarışır. DatWeb yaklaşımı bu şişkinliği azaltmak, “az ama doğru” sayfa üretmek ve her sayfanın net bir amacı olmasını sağlamaktır.
Üçüncü ayak, sayfa içi yapı ve okunabilirliktir. Başlık hiyerarşisi (H1-H2-H3), paragraf düzeni, görsel yerleşimi, iç linklerin mantığı, sayfa içi gezinme (breadcrumb gibi) iç SEO’nun doğrudan parçasıdır. WordPress, içerik üretmeyi kolaylaştırdığı için bazen düzensiz içerik üretmeyi de kolaylaştırır. Bu yüzden içerik şablonlarını oturtmak, editöre “bu sayfa böyle yazılır” standardı vermek önemlidir. Bir hizmet sayfasında neler olmalı, blog yazısında hangi bölümler olmalı, SSS bölümü nerede konumlanmalı gibi kuralları baştan belirlemek, iç SEO’da sürdürülebilirlik sağlar.
Dördüncü ayak, teknik tarafın iç SEO’ya desteğidir. Site yavaşsa kullanıcı çıkar, Google kalite sinyali düşer. Gereksiz eklenti yükü, şişmiş CSS/JS dosyaları, ağır görseller ve bakımsız veritabanı iç SEO’yu baltalar. Biz iç SEO kapsamında, WordPress tarafında yapılabilecek teknik düzenlemeleri de ele alırız: görsellerin optimize edilmesi, gereksiz sayfaların indekslenmesinin engellenmesi, site haritasının doğru üretilmesi, canonical mantığının oturması, şema (schema) düzeninin sayfa tipine göre ayarlanması gibi.
Özetle WordPress iç SEO kapsamı, “siteyi Google’a sevdirmek” değil; siteyi düzgün bir sistem haline getirmektir. İyi bir iç SEO çalışması, yarın 100 içerik daha girsen de kontrolün kaybolmadığı, içeriklerin birbirini yemediği, kullanıcı akışının bozulmadığı bir düzen kurar. DatWeb’in hedefi budur: Bugün işe yarayan, yarın da dağılmayan bir WordPress SEO altyapısı.

Teknik İç SEO ve Yapısal Düzen
Teknik iç SEO, WordPress’te çoğu kişinin göz ardı ettiği ama sonuçları doğrudan etkileyen kısımdır. Tasarım güzel olabilir, içerik iyi yazılmış olabilir; fakat sitenin yapısı bozuksa arama motoru ya yanlış sayfaları indeksler ya da sayfaları doğru bağlam kurmadan tarar. DatWeb olarak teknik iç SEO’yu, bir binanın kolonları gibi görürüz: dışarıdan görünmez ama sağlam olmazsa bina ayakta kalmaz.
İlk konu indeksleme kontrolüdür. WordPress otomatik olarak yazar arşivleri, tarih arşivleri, kategori ve etiket arşivleri, sayfalama (pagination) sayfaları gibi birçok URL üretir. Bunların hepsi indekslenirse, siten “ince içerik” ve “kopya sayfa” sorunlarına sürüklenir. Teknik iç SEO’da amaç, indekslenmesi gereken sayfaları netleştirmek ve gerisini kontrollü yönetmektir. Örneğin kategoriler gerçekten içerik kümelerini temsil ediyorsa indekslenebilir; ama etiketler rastgele kullanılıyorsa indeks dışı bırakmak daha doğrudur. Tarih arşivleri çoğu kurumsal sitede gereksizdir; index’lenmesi siteyi şişirir.
İkinci konu URL mimarisidir. WordPress permalink yapısı doğru seçilmezse, URL’ler tarih içerir, kategoriler gereksiz tekrar yaratır veya Türkçe karakter/boşluk gibi sorunlar yaşanır. Bizim yaklaşımımız kısa, anlaşılır, kalıcı URL’dir. Çünkü URL değişirse 301 yönlendirme devreye girer; bu da teknik borç demektir. Baştan doğru kurmak, yıllarca rahat ettirir. Ayrıca www/non-www ve https yönlendirmeleri tek bir kanonik sürüme sabitlenmelidir. Aksi halde aynı içerik iki farklı varyasyonda görünür ve otorite bölünür.
Üçüncü konu canonical ve sayfalama düzenidir. Özellikle kategori sayfalarında sayfalama oluştuğunda canonical hatalı ayarlanırsa arşivler karmakarışık olur. Ayrıca filtreleme yapan e-ticaret sitelerinde parametreli URL’ler çoğalır. Bu parametreler yanlış yönetilirse Google, aynı listeyi çok farklı URL’lerden taramaya başlar. Teknik iç SEO’da biz bu riskleri kontrol altına alırız: canonical mantığını oturtur, gereksiz parametreleri uygun kurallarla yönetiriz.
Dördüncü konu site haritası (sitemap) ve robots.txt’tir. Sitemap, arama motoruna “benim önemli sayfalarım bunlar” demenin klasik yoludur. WordPress’te sitemap düzgün yapılandırılmazsa, noindex sayfalar bile sitemap’e girer veya önemli sayfalar dışarıda kalır. Robots.txt ise tarama yönlendirmesi sağlar. Burada iş ince ayardır: kritik sayfaları engellemeden, gereksiz tarama yükünü azaltmak gerekir.
Beşinci konu başlık hiyerarşisi ve şablon kontrolüdür. WordPress’te Elementor gibi sayfa oluşturucular bazen aynı sayfada birden fazla H1 üretir veya logoyu H1 yapar. Bu tip hatalar küçük görünür ama teknik SEO’da düzeni bozar. Biz teknik iç SEO kapsamında bu tür şablon kaynaklı hataları temizleriz.
Son konu hız ve performansla teknik SEO’nun kesişimidir. WordPress sitelerde gereksiz eklentiler, ağır sayfa builder çıktıları, optimize edilmemiş görseller ve şişmiş veritabanı teknik kaliteyi düşürür. Teknik iç SEO’da amacımız en yüksek skor değil; sürdürülebilir hızdır. Kullanıcı deneyimini bozmadan siteyi hafifletmek ve tarama verimliliğini artırmak esastır.
Kısacası teknik iç SEO, WordPress’in ürettiği URL ve şablon karmaşasını disipline sokma işidir. DatWeb burada klasik, denenmiş düzeni kurar: doğru indeksleme, temiz URL, sağlam canonical, düzgün sitemap/robots ve şablon kontrolü. Bunun üzerine içerik geldiğinde büyüme sağlıklı olur.
Görsel SEO ve Medya Yönetimi
WordPress sitelerde SEO’nun en büyük sabotajcısı genellikle görsellerdir. Çünkü görsel yönetimi yanlış yapılınca iki şey olur: site yavaşlar ve içerik kalitesi sinyali düşer. DatWeb olarak görsel SEO’yu süs değil, doğrudan performans ve anlam üretimi olarak ele alırız. Arama motoru görseli sadece bir resim olarak değil, sayfanın parçası olarak okur; alt metin, dosya adı, sayfa bağlamı ve yüklenme biçimi bu yüzden önemlidir.
İlk konu boyut ve ağırlık kontrolüdür. WordPress’e yüklenen birçok görsel, kameradan çıktığı gibi çok büyük dosya boyutuyla gelir. Tema görseli küçültüp gösterse bile tarayıcı ağır dosyayı indirir. Bu, hızın düşmesi demektir. Biz görseli kullanılacağı alana göre hazırlarız: hero görsel ayrı, blog içi görsel ayrı boyut mantığıyla ele alınır. WordPress’in ürettiği görsel boyutları da kontrol edilerek gereksiz şişme engellenir.
İkinci konu format seçimidir. WebP gibi modern formatlar, aynı kaliteyi daha küçük dosya boyutuyla sunar. Ancak yanlış kurulum veya uyumsuz eklentiler yüzünden WebP akışı bozulabilir. DatWeb yaklaşımı, siteyi kırmadan uyumlu biçimde modern format kullanımını oturtmaktır. Lazy load davranışı ve tema uyumu da bu işin parçasıdır.
Üçüncü konu alt metin disiplinidir. Alt metin, görselin ne olduğunu arama motoruna anlatır ve erişilebilirlik açısından değerlidir. Ancak alt metni spam gibi anahtar kelimeyle doldurmak yanlıştır. Doğru alt metin, görselin gerçekten ne olduğunu sayfa bağlamıyla uyumlu biçimde açıklar. DatWeb’de alt metin mantığı sayfa türüne göre standardize edilir; ekip içerik yüklerken kafası karışmaz.
Dördüncü konu dosya adı ve medya düzenidir. WordPress dosya adını URL’ye taşır. “IMG_1234” gibi anlamsız adlar düzeni bozar. Dosya adı kısa ve konuya uygun olmalıdır. Medya kütüphanesi dağınıksa ekip aynı görseli tekrar tekrar yükler; bu hem hız hem depolama hem düzen açısından zarardır.
Beşinci konu lazy load ve önceliklendirmedir. Yanlış tema/eklenti kombinasyonlarında hero görsel bile geç yüklenebilir. Bu da kullanıcıya geç açılan site hissi verir. Kritik görsellerin doğru önceliklendirilmesi, aşağıdaki görsellerin lazy load ile yüklenmesi gerekir. Bu düzen Core Web Vitals tarafına da doğrudan etki eder.
Altıncı konu görselin içerikle ilişkisi ve yerleşimidir. Görseller sadece sayfayı doldurmak için konulursa değer üretmez. Her görsel, sayfanın anlattığını desteklemeli; gereksiz stok fotoğraflarla tutarlılık sinyali düşürülmemelidir. Hizmet sayfalarında gerçek süreç görselleri veya iyi hazırlanmış ikon setleri daha iyi sonuç verir.
Sonuç olarak görsel SEO, WordPress iç SEO’nun pratikte en hızlı fark ettiren alanlarından biridir. Doğru boyut, doğru format, doğru alt metin, temiz dosya adı ve doğru yükleme davranışıyla site hafifler, düzen kalıcı hale gelir.

Schema ve Zengin Sonuç Hazırlığı
Schema (yapılandırılmış veri) WordPress’te yanlış anlaşılmaya çok müsaittir. Bazıları schema’yı sihirli bir SEO hilesi sanır, bazıları gereksiz görür. Gerçek şu: Schema, arama motoruna sayfanın ne olduğunu daha net anlatan bir dildir. Doğru uygulanırsa arama sonuçlarında daha iyi görünürlük ve daha yüksek tıklama oranı sağlayabilir. Yanlış uygulanırsa kafa karıştırır ve zarar verebilir. DatWeb olarak schema’yı abartmadan, doğru sayfaya doğru biçimde uygularız.
İlk prensip, her sayfaya aynı schema’yı basmamaktır. Kurumsal sayfalar, hizmet sayfaları, blog yazıları ve varsa ürün sayfaları farklı varlık türleridir. Blog yazısında Article/BlogPosting mantığı varken, kurumsal kimlik tarafında Organization veya işletmeye göre LocalBusiness mantığı uygundur. BreadcrumbList ise sitenin hiyerarşisini arama motoruna anlatmada değerlidir.
Kurumsal sitelerde kimlik schema’sı tutarlı olmalıdır: şirket adı, logo, iletişim bilgileri, sosyal profil bağlantıları gibi alanlar tek bir doğrulukta ilerlemelidir. Breadcrumb schema hem kullanıcı deneyimini hem de arama sonuçlarındaki görünümü güçlendirebilir. Bu noktada en kritik iş, schema çakışmasını engellemektir. Tema schema üretiyorsa, SEO eklentisi de schema üretiyorsa aynı sayfada iki farklı çıktı oluşabilir. DatWeb burada tek kaynağa indirger ve düzeni temizler.
Zengin sonuç tarafında FAQ schema sık konuşulur; doğru kullanılırsa fayda sağlayabilir. Ancak her sayfaya FAQ eklemek doğru değildir. SSS bölümü gerçekten kullanıcı sorularını yanıtlıyorsa schema eklemek mantıklıdır. Biz schema’yı gösteriş için değil, anlam için kullanırız.
Rank Math ve AIOSEO schema modülleri güçlüdür; fakat birden fazla schema kaynağı aktifse problem çıkar. Bu yüzden hangi eklenti kullanılıyorsa schema yönetimi oradan yapılır, diğer tarafta çakışma doğuracak seçenekler kapatılır. Uygulama sonrası doğrulama ve test yapılır; hata ve uyarılar temizlenir. Böylece WordPress iç SEO, schema ile birlikte daha “anlaşılır” hale gelir.
Rank Math ve AIOSEO Ayarları
WordPress İç SEO WordPress iç SEO’da eklentiler önemlidir ama yanlış kullanılırsa siteyi şişirir ve ayarlar karmakarışık olur. DatWeb olarak Rank Math ve All in One SEO (AIOSEO) ayarlarını yaparken yaklaşımımız nettir: eklentiyi araca dönüştürürüz, sitenin mimarisine göre doğru şablonları ve indeksleme mantığını kurarız. “Kurulum sihirbazını tıkla geç” tarzı kurulumlar kalıcı iş çıkarmaz.
Birinci kural tek SEO eklentisidir. Rank Math veya AIOSEO; hangisi seçildiyse o kullanılır. İkisi aynı anda aktifken meta, sitemap ve schema çakışması riski yükselir. Geçiş yapılacaksa düzgün aktarım yapılır, eski eklentinin izleri temizlenir.
İkinci adım başlık ve meta şablonlarıdır. Yazılar, sayfalar, kategoriler ve varsa ürünler için meta başlık ve meta açıklama şablonları kurgulanır. Amaç her içerikte tutarlılık sağlamak ve editörün yükünü azaltmaktır. Kritik sayfalarda özel meta yazılır; geri kalan içerikte sistem standardı taşır.
Üçüncü adım sitemap kontrolüdür. Sitemap’e hangi içerik türleri girecek, hangileri girmeyecek netleştirilir. Noindex sayfaların sitemap’e girmesi yanlıştır. Medya/attachment sayfaları çoğu projede gereksiz indeks yükü yaratır; yönetilir. Kategori indekslenebilir, etiket noindex olabilir; bu kararlar site yapısına göre verilir.
Dördüncü adım index/noindex stratejisidir. Her şeyi index yapmak kolaydır ama bedeli vardır: kalite sinyali düşer. Tarih arşivleri çoğu kurumsal sitede gereksizdir. Tek yazarlı sitelerde yazar arşivleri de çoğu zaman gereksizdir. E-ticarette filtre URL’leri parametre üretir; kontrol edilmezse tarama bütçesi boşa gider. Rank Math/AIOSEO üzerinden bu düzen kurulur.
Beşinci adım sosyal paylaşım görünümüdür. Open Graph ve Twitter Card ayarlarıyla paylaşım başlığı, açıklaması ve görseli standart hale getirilir. Hizmet sayfalarında tutarlı OG görselleri marka algısını güçlendirir.
Altıncı adım schema düzenidir. Sayfa türlerine göre schema şablonları seçilir ve çakışma engellenir. Ardından doğrulama yapılır. Yedinci adım yönlendirme (301) yönetimidir. URL değiştiğinde doğru yönlendirme yapılır, zincir yönlendirmeler temizlenir. Sonuçta WordPress iç SEO ayarları, sitenin büyüdükçe dağılmadığı bir sisteme dönüşür.
Uygulama Prensibi
WordPress İç SEO SEO’yu tek seferlik iş gibi yapmak WordPress’te en büyük hatalardan biridir. WordPress yaşayan bir sistemdir: içerik eklenir, sayfalar güncellenir, kategori yapısı değişir. DatWeb’de uygulama prensibi klasik ve nettir: önce düzen kurulur, sonra sürdürülebilir hale getirilir. Bizim için iyi iç SEO, proje bittikten sonra da bozulmayan SEO’dur.
Önce mimari çıkarılır. Hizmet sayfaları nasıl kurgulanacak, blog hangi amaca hizmet edecek, kategori sayısı ve etiket mantığı ne olacak… Bunlar netleşmeden SEO ayarı yapmak rastgele düzenlemelerle vakit kaybetmektir. Sonra kopya üretimi engellenir; bir konu için bir ana sayfa ve onu destekleyen içerikler yaklaşımı benimsenir.
Üçüncü adım editör dostu düzendir. Siteyi yönetmek zor olursa içerik sürekliliği bozulur. Bu yüzden başlık hiyerarşisini bozmayan şablonlar, meta şablonları ve görsel yükleme standartları oluşturulur. Dördüncü adım teknik borcu azaltmaktır. URL yapısı, arşiv düzeni ve index kararları baştan doğru verilirse yıllarca rahat edilir.
Beşinci adım çakışma ve gereksiz eklenti kullanmamak. SEO için tek eklenti seçilir, diğer modüller uyumlu biçimde kurgulanır. Son adım ölçülebilir teslimattır: yapılan ayarlar net bir düzen olarak kayıt altına alınır ve içerik ekibi için pratik standartlar bırakılır. Böylece WordPress iç SEO, tesadüf değil sistem olur.
DatWeb’de “WordPress iç SEO yaptık” demek soyut bir cümle değildir; somut çıktılara dönüşür. İç SEO çalışmasının sonunda, WordPress tarafında hem teknik hem içerik yönetimi açısından düzenli bir yapı oluşur. İşletme açısından değer, “site artık düzgün çalışıyor ve büyürken dağılmıyor” sonucudur.
WordPress İç SEO İlk çıktı temiz indeksleme yapısıdır. Gereksiz arşiv sayfalarının indekslenmesi engellenir, ince içerik sayfaları ayıklanır, kopya sayfa üretimi azaltılır. Böylece tarama bütçesi boşa harcanmaz ve arama motoru daha değerli sayfalara odaklanır.
İkinci çıktı tutarlı URL ve başlık düzenidir. Permalink yapısı netleşir, başlık hiyerarşisi düzgün olur, şablon kaynaklı H1 hataları temizlenir. Üçüncü çıktı meta şablonları ve editör akışıdır. Rank Math veya AIOSEO üzerinden kurulan şablonlar, içerik eklerken tutarlılığı artırır.
Dördüncü çıktı iç link mimarisidir. Hizmet sayfaları blog içerikleriyle desteklenir, blog içerikleri ilgili hizmet sayfalarına akar. Menü ve footer linkleri bu mimariye hizmet edecek şekilde düzenlenir. Beşinci çıktı görsel SEO düzenidir; site hafifler ve performans artar.
Altıncı çıktı schema altyapısıdır. Doğru sayfalarda doğru schema kurgulanır ve çakışmalar temizlenir. Yedinci çıktı sitemap ve robots düzenidir. Sekizinci çıktı çakışmasız SEO eklentisi yapılandırmasıdır. Dokuzuncu çıktı sürdürülebilirlik zemini ve bakım kolaylığıdır. Net konuşalım: çıktı, WordPress’in daha temiz, daha hızlı, daha anlaşılır ve yönetilebilir bir sisteme dönüşmesidir.